|
İlim kapısında
verdim yılları,
Dinledim, ''Hâkk'' diyen âlim kulları,
Sordum, Dost'a giden bütün yolları;
Yakın yok dediler..
Secdeden
gayrı...
Ne bağış
yaptığın, vakıf listesi,
Ne de alkışların esrarlı sesi.
Günde seksen kere, berât müjdesi;
Veren yok dediler..
Secdeden
gayrı...
Huşû
tüllerinden, kanat açmaya,
Bir lâhzada, yedi semâ geçmeye,
Kevser şerbetini, elden içmeye,
Ruhsat yok dediler..
Secdeden
gayrı...
Dedim: yıllar
yılı gönlüm harapta,
Devâ bulamadım, sazda şarapta,
Bir yudum su verin, kaldım serapta;
Pınar yok dediler..
Secdeden
gayrı...
Gördüm ki,
insanın iki düşmanı,
Biri kendi nefsi, biri şeytanı,
Dedim: kuşansam mı kılıç kalkanı?
Silah yok dediler..
Secdeden
gayrı...
Yaklaştım..
Süslü bir, mermer kabire,
Belli ki zenginmiş.. Dönmüş fakire.
Fidye var mı? dedim Münker Nekir'e;
Meded yok dediler..
Secdeden
gayrı....
Baktım.. Ay
yıldızlar kalmaz zikirden,
Var mı dedim sizde, şirk denen kirden?
Dile geldi bütün, Kâinat birden;
Biz de yok dediler..
Secdeden
gayrı...
Rahmet
çöllerinde, rahlemi kurdum,
Gözlerimde seller, vakfeye durdum,
Safâ'ya, Merve'ye, Kâbe'ye sordum;
Mîrâc yok dediler..
Secdeden gayrı...
CENGİZ NUMANOĞLU
Anasayfa
Sonraki şiir
Şiir sayfaları |